Güney Kafkasya’da Devamlı Huzursuzluk Çıkaran Ülke Ermenistan

Güney Kafkasya'da Devamlı Huzursuzluk Çıkaran Ülke Ermenistan

Güney Kafkasya’da Devamlı Huzursuzluk Çıkaran Ülke Ermenistan

Karadeniz’den Hazar Denizine kadar uzanan ve Güney Kafkasya olarak adlandırılan bölgede Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan yer almaktadır. Türkiye kuzeydoğu sınırını oluşturan bu cumhuriyetlerle bağımsızlıklarını ilan ettikleri günden itibaren ilişkilerini geliştirme yolunu takip ederek bölgede barış ve huzurun sağlanması için çaba harcamıştır.

Kafkasya’da Gürcistan coğrafi konumu, Azerbaycan ekonomik potansiyeli, doğal zenginlikleri ve nüfusunun büyüklüğü sebebiyle, Ermenistan ise Rusya ile sağladığı askeri işbirliği ve bölgede oynadığı çözülme rolü sebebiyle stratejik önem arz etmektedir. Güney Kafkasya, Sovyetlerin dağılması sonrasında Doğu ile Batıyı birleştiren en önemli koridor olarak gündeme gelmiştir. Ayrıca bölge zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahiptir ve Hazar havzasında bulunan zengin kaynakların batı pazarlarına ulaştırılmasında kilit rol oynamaktadır. Bu sebeplerle uluslararası rekabetin en yoğun yaşandığı bölgelerin başında Kafkasya gelmektedir.

Fakat bölgede Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan için güvenliği tehdit eden ve devamlı huzursuzluk kaynağı olan Ermenistan bulunmaktadır.

Ermenistan, Karabağ Bölgesinin ve Gürcistan’da Ermenilerin nüfus olarak çoğunlukta bulundukları bölgelerin kendilerine ait olduğunu iddia ettiler. Hatta Ermenistan yönetimi, 1 Haziran 1918’de yayınladığı bir bildiride Gürcistan’da Ermenilerin yaşadığı bölgelerde(özellikle Cavahatya’da) Ermenistan hükümetini en yüksek ve yegane hakim olarak ilan etti. Ermenistan’ın ilk fırsatta Karabağ ve Cavahatya bölgelerine gireceği gözlenmekte idi. Azerbaycan’ın bağımsızlık döneminde Ermeni silahlı birlikleri Karabağ, Zengezor, Nahçıvan ve Gence’de silahlı çeteler aracılığı ile katliamlarda bulunuyordu. Ermenistan, Osmanlı Devletine karşı da uluslararası görüşmelere katılarak İngiltere ve Amerika’nın desteğiyle Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan’ın kurulması için faaliyette bulunuyordu. Bu tarihlerde İran ve Rusya da İngiltere gibi Kafkasya ile yakından ilgilenmekte ortaya çıkan yeni durumdan en fazla payı almaya çalışmaktaydı.

Gürcistan’da Sovyet Hükümeti kurulduktan sonra üç özerk bölge oluşturulmuştu bunlar; Abhazya, Acaristan ve Güney Osetya. Ayrıca Ahalkelek ve Cavahatya otonom bölgeleri de bu yapı içerisinde yer alıyordu. Ahalkelek ve Ahalçik’te yaşayan birçok Müslüman Bolşeviklerin baskılarına dayanamayarak Türkiye’ye göç etmeye başladı. Bu durum bölgede Ermenilerin etnik olarak çoğunluk sağlamaları sonucunu da doğurdu. Bölgedeki Ahıska Türklerinin göç ettirilmesi Ermeniler tarafından da desteklenmekte idi. Ahıska Türkleri 60 yıldır verdikleri mücadeleye rağmen anavatanlarına geri dönememektedirler. Gürcistan Hükümeti bu konuda Sovyet dönemindeki tutumunu devam ettirmekte ve adeta Cavahatya Bölgesinde kendi sonunu hazırlamaktadır. Bu durumda Ermenistan’ın payının olduğu da bir gerçektir. Böylece Ermeniler Cavahatya Bölgesinde en büyük nüfus oranına sahip olabilmektedirler.

Kafkasya’daki etnik çatışmaların en büyük sebebi Çarlık Rusyasının Kafkasya’da uyguladığı böl ve yönet politikasının Sovyetler Birliği tarafından da aynı şekilde uygulanmasıdır. 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra Kafkas halklarını suni bir biçimde bölen ve aralarına sınırlar koyan Sovyet hükümeti Kafkas halkları arasındaki etnik çatışmaların provokatörüdür. Günümüzde de Rusya Federasyonunun aynı politikayı izleme yolunda olduğu gözlenmektedir. Rusya’ya bölgede bu politikalarını uygulamada, tarihte bir çok defalar olduğu gibi, Ermenistan yardımcı olmaktadır.

Rusya bugün Güney Kafkasya’da bulundurduğu askeri üslerle varlığını devam ettirmeye çalışmaktadır. Ruslar bu askeri üslerde Ermenileri istihdam etmektedir. Özellikle Gürcistan’daki Ermeniler bu bölgedeki askeri üslerin varlığını kendilerinin gelecekleri açısından bir emniyet olarak görmektedir. Bu bölgeden Rus askeri üslerinin kaldırılması Ermenistan’ı komşuları ile daha gerçekçi ilişkiler kurması konusunda ikna edecektir.

Ermenistan, bağımsızlığından bu yana Ermenistan dışındaki Ermenilerden gelen maddi yardımlardan yararlanmaktadır. Ermeni diasporasının göstermiş olduğu sıkı dayanışma, milli ideolojileri olan geleneksel Haydat(Ermenilerin Davası) anlayışına dayanmaktadır. Haydat’ın XIX. yy. sonlarında ve XX. yy. başlarında Ermenistan’ın dışındaki Ermenistan dışarıda diaspora ile birleşik bir politika izlerken, iç politikasında diaspora partileri ile bazı krizler ve çatışmalar yaşamaktadır.

Kısa sürede Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan ile yeni ihtilaflar yaşayan Ermenistan, ona ekonomik ve siyasi destek sağlayan diaspora ile de bazı sorunlar yaşamıştır. Açlık, göç ve sefaletin tırmandığı Ermenistan’da bu gelişmeler iç siyasete de yansımıştır.

1991 yılında iktidara gelen Ter Petrosyan, Taşnaklar ve Karabağ kılanı tarafından iktidardan uzaklaştırılarak yerine 20 Mart 1997 tarihinde Robert Koçaryan iktidara getirilmiştir. Koçaryan göreve gelir gelmez, Erivan yönetiminin diaspora lobileriyle bağlantısını sağlayan en önemli örgüt olan Taşnaklara konan yasakları kaldırmıştır. Bu adımla Koçaryan, Ermenistan ile Dağlık Karabağ ve dünya Ermenileri arasında zayıflamış olan ilişkilerin yanı sıra Ermeni ulusal çıkarları konusunda da uzlaşmayı güçlendirmiştir. Taşnaksutyun, altı yıl önce tekrar yasallaşmasından itibaren Koçaryan’ın en sadık destekçilerinden biri olmuştur. Günümüz Ermenistan’ında diasporanın istekleriyle çatışan bir hükümetin iktidarda kalabilmesi çok zordur.

Ermeni diasporasının oluşturduğu Ermeni lobisi politik gücünü Ermenistan’ın dışında Amerika’da, Rusya’da, Fransa’da, Gürcistan’da, İran’da, Suriye’de ve birçok ülkede etkin bir şekilde kullanmaktadır. Ermenistan bu rahatlık içerisinde Kafkasya’da komşularına karşı kayıtsız davranabilmektedir. Bazı ülkelerin, özellikle İran’ın, Çin’in ve Rusya’nın Ermenistan ile stratejik işbirliğini geliştirmelerinin ve ona yaptıkları yardımların arkasındaki amaçlarından biri de Avrupa ve Amerika’daki Ermeni lobilerinden faydalanabilmektir.

Ermeni lobileri, Ermenistan ile iyi ilişkiler kurmuş olan ülkelerin çıkarlarını da gözetici faaliyetler göstermektedirler.

Başlangıcından beri bölgedeki stratejisini Rusya ile işbirliği üzerine kuran, Kafkasya’da ve Doğu Anadolu’da Rus askerliği yapan Ermenistan, batı ile de ilişkilerini geliştirmeye gayret göstermiştir. Ermenistan, Rusya ile sağladığı askeri-stratejik işbirliği ile bölgede önemli miktarda toprak işgal etmiş ve nüfuz yarışında Rusya lehine kazançlar sağlamıştır. İran ile geliştirilen ekonomik ve ticari faaliyetler ile de ekonomik açılımlar sağlarken diğer yandan geleneksel Türkiye karşıtı politikalarıyla Yunanistan ve Suriye ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır.

Ermenistan’ın bölge politikası incelendiğinde, Azerbaycan ile savaş durumunda olduğunu ekonomide ve ulaşımda yaşadığı sorunlar nedeniyle Gürcistan ile iyi komşuluk ilişkileri kurmak istese de Cavahatya sorununu öne çıkardığını, Türkiye ile tarihi düşmanlığını sürdürdüğünü, buna karşılık İran’la çok iyi ekonomik ve siyasi ilişkileri olduğu görülmektedir. İran, Orta Asya ve Kafkasya bölgesini kendi güvenlik havzası olarak görmektedir.

Bölgede meydana gelen bütün gelişmelerle yakından ilgilenmekte ve böylece nüfuz kazanmak peşindedir. İran, Rusya, Ermenistan safında yer almıştır ki bu cepheye bazen Çin ve Yunanistan da dahil olmuştur.

Rusya’nın doğrudan Ermenistan ile sınırı olmamasına rağmen bağımsızlık sonrası Ermenistan hükümetinin geleneksel Rusya politikasından vazgeçmediğini söylemek mümkündür.

Ermenistan bağımsızlığını elde ettikten sonra ilk tanıyan devletlerden biri Türkiye oldu. Buna rağmen Ermenistan bağımsızlık bildirgesinde sözde 1915 Ermeni soykırımını uluslar arası alanda tanıtmak için bütün gayretini göstereceğini belirterek, Türkiye Cumhuriyetinden toprak talebinde bulunduğu gibi, devlet armasında da Türkiye sınırlarında bulunan Ağrı Dağı’na yer vermiş ve bu niyetini pekiştirmiştir. Ermenistan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün iyi niyet gösterilerine rağmen uluslar arası alanda Türkiye ve Türkler aleyhine her oluşumda yer alarak dünya ülkeleri parlamentolarında ve kamuoylarında soykırım iftirasıyla kampanyalar yürütmektedir. Türkiye aleyhine bu teşebbüslerine rağmen Türkiye’nin kendisine karşı uyguladığı yaptırımları da kaldırmasını talep etmektedir ve bu konuda Amerika Birleşik Devletlerini ve Avrupa Birliği’ni Türkiye üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanmaktadır.

Ermenistan, Taşnakların aşırı milliyetçi hareketlerinden dolayı Trabzon’dan Hazar Denizine kadar silahlı bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.

Güney Kafkasya için Azerbaycan, Gürcistan işbirliği ne kadar önemli ise, Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de en az o kadar önemlidir. Azerbaycan 18 Ekim 1991 tarihinde bağımsızlık bildirisini yayınladığında halledilmesi gereken şu sorunlarla karşı karşıya idi:

Milli değerlere ve demokrasiye dayanan güçlü Azerbaycan devletinin inşa edilmesi

Moskova’nın doğrudan askeri yardımı ve katılımı ile Ermenistan tarafından işgal edilmiş Azerbaycan topraklarının işgalcilerden kurtarılması ve toprak bütünlüğünün temin edilmesi

Ülkenin ekonomik imkanlarını geliştirerek uluslar arası topluma entegre olabilmek

Ermenistan Cumhuriyeti Güney Kafkasya’nın güvenliği açısından büyük bir tehdit olmakla beraber Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ı bir araya getirecek olan önemli bir etkendir.

Kaynak: Doç. Dr. Haluk SELVİ

Ermeni yalanlarını iftiralarını çürüten bilgi ve belgelerin bulunduğu site:
factcheckarmenia.com/home/tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir