Asrın Notları 160 Ülkenin Halkı Nasıl Aldatılıyor

Asrın Notları 160 Ülkenin Halkı Nasıl Aldatılıyor

Eski başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan 1991 yılında Almanya’da, insanlığa savaş açanların kurduğu sömürü sistemini ve bunları durdurmak için neler yapılması gerektiğini özetle şu ifadeler kullanarak anlatmıştı;

İnsanlara saadet getirecek bir nizam vardır! Bu nizamı el birliğiyle kuralım ve bütün insanlar saadet bulsun. Yeryüzünde tek bir devlet kurulsun isteniyor ve bu tek otorite bütün insanlığı sömürsün isteniyor.

Türkiye kanı emilen ülkelerden en feci en hazin örneklerinden birisini sergiliyor ama bu hususta tek değil yer yüzünde 160 ülke var ve emperyalizm bu ülkelerin hepsinin kanını emiyor.

Gazetelerde okuyorsunuz, geçenlerde Cumhurbaşkanı Anayasa’da değişiklik yapalım diye bir söz attı ortaya. 7 seneden beri seçim kanunu delikli peynire döndürüldü, orasını burasını deldiler yüzde 20, yüzde 10 ile nasıl iktidar olur diye bunun yolunu arıyor, seçim kanununda delinecek yer kalmadı, şimdi Anayasayıda delelim diyor istediği bu.

160 ülkenin halkı nasıl aldatılıyor? Efenim Anayasayı şöyle değiştirelim, neyi değiştirirsen değiştir. Bu nizamı bırakıp yerine adil bir nizam kurmadıkça çare yoktur.

Bu kapitalist nizam 5 mikrobuyla insanların kanını emiyor.

Bu mikroplardan birincisi Faiz.

Kahvede oturan sokakta yürüyen adamlar banane diyor faizden, ben bankadan para almıyorum, borcum yok ne alıp ne vereyim diyor ama faizin kendi kanını nasıl emdiğini bilmiyor.

Kapitalist bu düzende Faiz MASRAFA yazılıyor, düzen böyle. 40 seneden beri Türkiye’yi idare eden Avrupa taklitçisi partiler işe başlarken önce Uluslararası Para Fonları heyetlerinin önüne oturmuşlardır. Bu heyetler Amerika’da bulunan kapitalistlerin avukatlık teşkilatıdır. Onların parasını devlet garantisiyle ülkelere veriyor, faizle nemalandırıp siyonizmi ve emperyalizmi güçlendiriyor. Bunun için kurulmuş bir avukatlık teşkilatı bu. Bilmem, dünya paralarının istikrarını temin teşkilatıymış! Biz siyonizmi biliriz. O hep zehri şekerle kaplatıp yutturur. İçi zehir dışı, ben senin parana istikrar getireceğim. Hangi ülkeye istikrar getirmiştir? Nereye gittiyse mahvetmiştir.

Örneğin Türkiye’de bir insan fırında 400 gr bir ekmeğe 6 lira para verse bu 6 lira içerisinde 2 lira faiz ödüyor 2 lirada vergi ödüyor. O ekmek fırına gökten düşmüyor tarladan geliyor. Köylü traktör alacak parası yok. Ziraat Bankasının kredisiyle alıyor traktörü. 15 bin liralık traktöre 4 sene bono ödüyor 50 bin liraya mal oluyor ve aradaki tutar kadar faiz ödüyor. Bu faizi nereden ödüyor? Ofise sattığı buğday parasından. Ofis nereden bu parayı faizi ödüyor? Un fabrikasına sattığı buğdaydan. Un fabrikasıda faizle kurulmuş ve bu faizi fırına sattığı undan ödüyor. Fırında faizle çalışıyor, bütün bu faizlerin hepsi masrafının içerisine giriyor. Sonunda insanlar fırından ekmek alırken, o ekmek parasının içine bu faizleri ödüyor.

Gıdadan giyime herşeyin üçte biri faizdir. Bu yüzden faizden banane diyemezsin çünkü faiz fiyatların içerisine giriyor, masrafa yazılıyor, satılan malları kim alırsa ona ödettiriliyor.

Sonunda bu faizler merkez bankasında toplanıyor, sonra nereye gidiyor? Amerika’daki siyonist bankalara gidiyor.

Türkiye 1 senede milyarlarca dolar faiz ödüyor.

İkinci mikrop vergilerdir. Bu konulan vergiler haksızdır, zaten geçim sıkıntısı çeken fakir fukaraya ödetiliyor. Vergi ya kârdan ya gelirden ya da KDV olarak ödeniyor. Bunların hepsinide fakir fukara ödüyor.

Kurulmuş bir un fabrikası maliyeye nereden vergi ödüyor? Bize sattığı ekmekten yaptığı kârdan ödüyor. Yani sonunda vergiyi ödeyen biziz.

Ödediğimiz vergiler nereye gidiyor?
Türkiye’de ödediğimiz vergiler Amerika’daki siyonist silah fabrikalarından silah masraflarına gidiyor. Savunma fonu kurmuşlar. Efendim askeriyeye uçak lazım, radar lazım ülke savunması lazım diyorlar. Bunları ülkemizde üretip kardeş müslüman ülkelerede biz satalım. Niye bunlara gidip Amerikadaki siyonist fabrikalardan alıyorsunuz.

Mesela ne uçağıymış bu? F16 uçağı. Bunların yaptığı uçağın adı uçan tabut, en çok düşen uçak olduğu için. Bizimkiler uçan tabutu 26,5 milyon dolara alıyorlar ama Japonya aynı fabrikadan en modern uçağı 21 milyon dolara alıyor. Niye, biz ezilmemiz gerekiyorda onun için.

160 demode uçak alıyorlar 800 milyon dolar sadece bu uçaklardan dolayı zarar ediyoruz. 7 yılda yapılan savunma anlaşmalarının tutarı 20 milyar dolar. Bu para 20 Amerikalı siyonist firmayla bunların Türkiye’deki işbirlikçilerine gidiyor. Verdiğimiz vergiler nereye gidiyor bunu anlatıyorum.

Mersin-İzmir arası sayısız 5 yıldızlı otellerle dolu. Bu oteller Türk halkı için yapılmıyor. Kimin için yapılıyor? Suudi Arabistan’daki Amerikan askerlerine. Antalya’ya gelip orada dinleniyor, Türk halkı onların içki masasını temizliyor.

Bu paralarla fabrika kurulmuyor ama otel yapılması için turizmi teşvik fonundan faizsiz olarak bütçeden ödeniyor. Vergi almıyor 10 sene, yeterki otel yapılsın. Bu paralarla 5 bin kişinin çalışacağı bir fabrika kurmak yerine bizim fabrikalarımızı satıp otel yapıyorlar. Verilen paralar otellere şampanyacı holdinglere gidiyor. Vergilerin gittiği yerler buralar.

Türkiye’deki düzenin 3. mikrobu daha var. Bunlardan bir tanesi de darphanedir. Ankara’da para basma makinesi takır takır para basıyor. Senede yüklü miktarda karşılıksız para basılıp piyasaya sürülüyor. Bu ne demektir? Bütün malların fiyatları belli bir yüzdelikte artıyor demektir. Para artarsa fiyatlar yükselir. Diğer bir ifadeyle darphane karşılıksız para piyasaya sürdüğü için Türkiye’deki herkesin cebindeki parasının belli bir kısmının erimesi demektir.

Dördüncü mikrop Kambiyo. Yani Türk lirasının dolar karşısındaki değeri emirle düşürülüyor. 1951 yılında 1 Dolar 1 TL idi. Almanya’ya gittiğimde 1 TL 1,5 Alman Markı ediyordu. Almanya’da çalışan baş mühendislerin aldığı maaşın 1,5 katı ediyordu aldığım maaş. Yıllar içerisinde nereden nereye düştük. Merkez bankasına bir adam koymuşlar ona emrediyorlar. Emirle paranın değeri değiştiriliyor. Bu paranın değerinin değiştirilmesi demek, herkesin cebindeki parasının kıymetinin düşmesi demektir. Yani herkesin cebinden para çalmak demektir.

Bu düzenin bir beşinci mikrobuda Bankalar Düzenidir. Bu bankalar fakirden alıp zengine veriyor. Fakir parasını koyacak yer yok bankaya koyuyor. Bankalar gidiyor holdinglere kredi veriyor. Bir holding sınırsız kredi alıyor ne yapıyor? Otelde şampanya içiyor. İyi ama bu bankanın parası sonra bu adam bu parayı nasıl ödeyecek? Ne geri ödemesi bunun adı batık kredi, alacaksın içeceksin. Kim ödeyecek bu parayı geriye? Fakir fukara. Nasıl ödüyor geriye? Paranı bankaya koyarsan sana yüzde 60 faiz verir ama sen bankadan borç para istersen senden 2 katı kadar kredi faizi ister. Banka müdürüne gidip bu ne insafsızlık dersen sana böyle yapmazsak bizde batarız cevabını verir. Çünkü batık kredilerimiz var bu yüksek faizle bunları karşılamaya çalışıyoruz. Bir gömleği yapan insan bankadan yüzde 150 faizle kredi alıyor. Gömleği satarken masrafa yazıyor bize ödetiyor. Böylece biz tuhafiyeci dükkanından bir gömlek alırken, otelde şampanya içen holdingin şampanya parasınıda ödemiş oluyoruz.

Düzen böyle bir düzen; bizi eziyor, siyonizme götürüyor, onların Türkiye’deki işbirlikçi holdinglerine götürüyor. Size 160 ülkeden birini örnek verdim Almanya’nında bizden farkı yok. Sadece bizde kredi faizleri yüksek Almanya’da az ama Almanıda o kadar sömürüyor. Mekanizma değişmiyor bizi daha çok sömürüyor orayı daha az, düzen aynıdır.

Bu zulümden kurtulmanın yolu, ülkelerde Adil Düzeni kurmaktır. Bu haksız kazançlar önlenirse zulmün yolu kesilmiş olur.

Karşılıksız para basılmayacak, devlet vergi kanunu çıkartma hakkına sahip olmayacak, adil düzen herkese hakkını verecek ve bu söylediğimiz maddelerin hepsi bütün ülkelerin anayasalarına yazılacak. Öyle önüne gelen bugün sabah uyandım KDV’yi artırdım demeyecek. Niye bu vergiyi koyuyor? haklı olduğu için değil, vermezsen polisim var alırım diyor yani kuvveti üstün görüyor. İşte insanlık güçlüyü üstün tutan zihniyet nedeniyle bu zulümleri görüyor.

Mutlaka bu kadar sancıdan sonra yeni büyük bir devrim olacak ve insanlık kuvetti üstün tutan bugünkü dünyadan HAKKI üstün tutan yeni dünyaya dönecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir