Paranın Değerini Düşürerek Faizi Artırarak Borç Alarak Türkiye Borç-Faiz Sarmalından Çıkamaz

Eski Başbakanlardan İTÜ makine mezunu Prof.Dr.Necmettin Erbakan yıllar önce televizyondaki bir röportajında Türkiye’deki faiz ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştır:

1977 yılında Süleyman Demirel IMF ile anlaşıp bunlardan borç alalım dedi. Kesinlikle reddettik. Demirel, Turgut Özal’a hoca senin arkadaşındır ben ikna edemedim sen ikna et diyerek, Turgut Özal’ı bana gönderdi. Adnan Başer televizyonda dediki Turgut’la ben Erbakan Hocanın yanına gittik. Hoca bize dediki sizin beyninizi dış mihraklar yıkamış, siz Demirel’in söylediklerini bana getireceğinize, benim söylediklerimi Demirel’e götürün.

Böyle kendi elinizle paranın değerini düşürerek, faizi artırarak, imf’den borç alarak bu Türkiye’yi biz borç-faiz sarmalında mahvetmeyiz. Diyorsunuz ki borç alalım. Sonra bu borç faizlerle nasıl ödenecek? Yeniden borç alırız. O nasıl ödenecek?

Turgut’a şunları anlattım; bana bak Turgut ben motor profesörüyüm. Motorda yanma nasıl olur biliyormusun sen? Önce bir tane yakıt molekülü oksijenle birleşir, burada bir ısı çıkar, bu ısı iki tane molekülü reaksiyona sokar, oradan çıkan ısı dört tane, dört sekizle çıkar… Siz ilk başlangıçta böyle iki dört geometrik dizi olarak geliştiği için gider ve bir de bakarsın ki bir yerde patlamış.

Faiz de üstel fonksiyon. O da geometrik dizilir yüzde 5 ne olacak dersin, 7 sene sonra yüzde 100 olur.

Turgut beye bu Türkiye’yi batırır dedim. Ne zaman söyledim biliyormusunuz Ağustos 1977’de. Dediki bana ‘hocam çok doğru söylüyorsunuz, söylediklerinizi ben de biliyorum ama oyun kuralına göre oynanır. Ne yapalım Türkiye’de böyle bir düzen var. Bu düzenin kuralları budur‘ dedi.

O zaman ben ona dedimki ‘Bak Turgut, oyun kuralına göre oynanır ama ondan daha mühim birşey vardır. Ne oyunu oynayacağız önce şunun adını bir koyalım bakalım. Dış mihrakların oyununumu oynayacağız, milli görüş oyununumu oynayacağız. Milli görüş oyunu oynayacaksak bizim kurallarımız başka.’ bu 1977’de söylenmiştir.

Demirel seçimde bizim hazırladığımız ağır sanayi hamlesinin parasını Maliye bakanına emredip oraya buraya verdirmiş, bir geldik kasa boş. Ya para bul ya da IMF’ye teslim olalım diyor.

1977 yılı Ağustos ayında tam 22 gün, 22 gece yüksek planlama toplantısı yaptık ve 44 müdürle konuşarak acil para tespit ettik. 7 Eylül’de Ekonomi’de milli çözüm diye kararname çıkardık ve 29 Ekim’de Afyon Şeker Fabrikasını açarak ağır sanayi hamlesini tekrar başlattık.

Demirel bizi ikna edemeyeceğini dış güçlere tabi kılamayacağını idrak etti. Demirel dış güçlerle aynı zihniyetteydi yani onlara teslim olmak. 24 Ocakta dış güçlerin bütün emirlerini yerine getirdiler ve Türkiye’yi mahvettiler. Bugün bu borç-faiz sarmalı oralardan geliyor. Dış güçlere teslim oldunuzmu hapı yuttunuz, kurtulmanız mümkün değil.

Biz dış güçlere Kıbrıs harbinin arkasından teslim olmadık, dış güçlere IMF’ye, 1977 seçimlerinden sonra bütün paralar tüketilmişti yine teslim olmadık. Milli kaynaklarla bulduk. Biz 54. hükümet döneminde de IMF geldi borç para verelim dedi, bizim borca ihtiyacımız yok dedik kendilerine çay ısmarladık gönderdik, işte milli görüş budur.

Enflasyon ile ilgili şu çözümlerden bahsetmişti:

Meselenin temeline inmek mecburiyetindeyiz. Kapitalizm insanlara zulümden başka birşey getirmiyor. Papa yapmış olduğu konuşmada kapitalizm bir zulüm düzenidir ve mutlaka değişmesi lazım demiştir. Türkiye’deki dert bu düzenden geliyor. 50 senedir Türkiye’yi idare eden Batı taklitçisi partiler, Türkiye’de bir köle düzeni kurdular. Bu düzeni görmeden ve kaldırmadan bu meseleler hallolmaz. Bu sömürü düzeninin değişmesi lazım. Türkiye Adil Düzen‘e geçmedikçe vatandaşlarımızın şikayetlerinin ortadan kalkması mümkün değildir.

Türkiye’de batıyı taklit eden partiler bir faizci düzen kurmuşlardır. Çıkardıkları kanunlarla faizler, masraflara yazılıyor ve fiyatların içine giriyor. Bir vatandaşın tarladan bakkala ekmeği alıncaya kadar ödediği faiz ve vergileri bir doktora tezi gibi hesabını yaptık. Siz zihniyet olarak bu vatandaşları faizle eziyorsunuz. Bugünkü faizci kapitalist düzen haksız vergilerle eziyor. Bu faizler, bu vergiler kalkmadan bu çocuk masallarıyla bu iş düzelmez. Satın aldığımız mallara faiz ödüyoruz. Bu faizlerde ne acı ki alınan dış borçların faizi olarak dışarıya gidiyor. Bütün gelirler israf edilmiştir, zaman kaybedilmiştir ve milletimiz ezilmiştir.

Bu iktidarlar zenginlerden vergi almıyor. Onların parasını senede yüzde 60 faizle hazine bonosu diye alıyor. Sonra yüzde 60 fazlasıyla veriyor. Kim ödüyor bunu işte bu şikayeti yapan milyonlar. Düzen bir köle düzenidir. Faizle herkesin gelirinin üçte biri elinden alınıyor. Malların içerisine giren vergiyle herkesin gelirinin üçte biri alınıyor. Geçinemeyen insandan bunlar alınıyor. Darphane harıl harıl çalışıyor. Karşılıksız para sürülüyor ve bu karşılık parayla da vatandaşların cebindeki paranın yılda yüzde 25’i haksız olarak alınıyor. Merkez bankasına birisini oturtmuşlar hergün paranın değerini emirle değiştiriyor. Böylece vatandaşın parasının değerinin yüzde 25’i çalınıyor. Fakir fukara millet parasını hırsız çalmasın diye bankaya götürüyor. Bu düzenin koruduğu holdinglere batık kredi olarak veriyor. O holding sahipleri otelde şampanya içiyor. Bizim vatandaşlarımızda böylece ezilip duruyor. Giydiğim bu gömleği yapan esnaf faizle para alıyor, faizi ödeyip masrafa yazıyor, gömleği satarken o parayı bana ödetiyor. Bütün paralarda batık kredilerin tamiri için gidiyor. Yani bu bankalar fakir fukaradan parayı alıp zenginlere veren birer emme basma tulumbadır. Bu düzen değişmeden bu millet rahat etmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir