Osmanlı Divan Şiirlerini Yabancı Dile Çeviren İrlandalı Şair James Clarence Mangan Kimdir

4 hafta önce 0
Osmanlı Divan Şiirlerini Yabancı Dile Çeviren İrlandalı Şair James Clarence Mangan Kimdir

James Clarence Mangan, 1 Mayıs 1803’te Dublin’de doğdu, 20 Haziran 1849’da aynı kentte yaşama veda etti. İrlandalı şair ve düzyazı yazarı Mangan, Osmanlı Divan şiirlerini çevirmiş ve bazı şiirlerine çeviri süsü vererek Osmanlı şiir geleneğine bağlı yazmıştır. Osmanlı şiir geleneğinin Avrupa’da tanınmasında önemli bir rol oynayan şair Mangan Avrupa’da Oryantalist Rönesans olarak adlandırılan akımın etkisiyle Avrupa merkezli olmayan bir bakış açısı geliştirerek yazdığı şiirlerde Osmanlı coğrafyasını ve estetiğini olumlu bir çerçevede yansıtmıştır. Mangan, Türkiye’yi hiç görmemiş olmasına rağmen Türk gibi düşünerek Türkiye’ye dâir şiirler yazmıştır.

İrlanda şiirinde önemli bir yere sahip olan ve kendisinden sonra gelen şairleri önemli ölçüde etkileyen Mangan birçok şiirinde kullandığı sözcük, kavram, kişi, olay ya da nesneleri Osmanlı coğrafyasından almıştır. Şair, şiirlerinin bir kısmını Almanca çevirilerden İngilizceye çevirmiş ancak çevirirken de dönüşüme uğratmış, bazen de çevirilerini şiirlerinde adını da açıkça belirttiği Osmanlı şairlerinin eserlerinin çevirileri olarak yayımlatmıştır.

Bu şiirlerinde dikkat çekici bir özellik vardır: Mangan, Doğu’ya dair betimlemelerinde Doğu’nun öznelliğini ve otonomisini tanır, hatta daha da öteye giderek onu olumlu betimleme ve yargılarla yüceltir ki bu da aslında Batı’da hüküm süren baskın bakışın tersine çevrilmesi, bu sefer Doğu’nun yargılayıcı bakışıyla Batı’nın yargılanması demektir.

Geleneksel Batı yazınında kabul gören ve Batı ile özdeşleşen değerler Mangan’ın şiirlerinde Doğu’ya atfedilir ve hatta bazı şiirlerde İngiliz kimliği ötekileştirilip değersizleştirilir. Mangan, kimi zaman İngiliz kimliğini Khafir olarak nitelerken kimi zaman da onun kötü olduğundan dem vurur. Büyük bir sözcük ve uyak ustası olan Mangan’ın, Osmanlı edebiyatından yaptığı çeviriler ya da bu coğrafyada yeşeren edebiyata duyduğu öykünme, aynı zamanda Batı’nın dikte ettiği baskın estetik değerlere de bir karşı duruşu temsil eder.

Mangan 1838 yılından itibaren İrlanda haritası hakkındaki bir projede görevlendirilir ve İrlanda’ya özgü yer isimleri ve coğrafi özellikler konusunda bilgi toplarken eski İrlanda şiir geleneğini keşfeder. Mangan bazı şiirlerini İrlandacadan çevrilen şiirler üzerine kurar ve İrlandacayı bilmediği için de derinlikli bir bilgiye sahip olmaksızın bu dilde yazılan eski şiirlerden yalnızca esinlenir ki bu durum sadece ona özgü bir durum değil, tam tersine o döneme ait olan bir gerçekliği yansıtır. Britanya’da ve Kıta Avrupa’sında 18. yüzyıl ortalarından itibaren, eski şiire duyulan bir hayranlık gözlemlenir ve eski zamanlarda yazılan şiirlerin bulunup dönemin okuyucularına sunma eğilimi görülür.

Osmanlı Türkçesinden ve Farsçadan Almancaya çevrilmiş olan şiirleri de İngilizceye çevirir ancak bir süre sonra aslında kendi yazdığı özgün şiirleri de Almancadan çevirdiğini iddia ederek yayımlamaya başlar.

Mangan’ın şiirlerinin tümünü içeren bir antoloji ölümünden çok sonra, 1922 yılında yayımlanmıştır ve bu antolojideki şiirlere bakıldığında görülür ki Osmanlı coğrafyasına ait şiir ve düzyazılar sayıca ve içerik olarak büyük bir önem arz etmektedir.

Şiirlerine ek olarak Mangan, 1837 ve 1846 yılları arasında, Türk şiirini konu alan 6 adet makale yayımlamıştır.

Mangan, İngiliz şiirinin tanımadığı gazel formunu kullanarak, ancak bir Türk’ün anlayabileceği kavramları Türk şiir dilinin tekniği ile yazmıştır. Bu ayrıntı önemli bir gerçeğin altını çizer. Mangan’ın Osmanlı edebiyat estetiğini taklit ederek şiirler yazması ve Osmanlı şairlerinden çeviriler yapması kendi döneminde rastlanılmayan bir tutumu yansıtmakla birlikte Osmanlı edebiyatının Batı’da tanınması açısından çok önemlidir. İrlanda ulusal marşını yazan Mangan, Oxford Antologie English’de, İrlanda Şairleri kategorisinde değil, Türk Şairleri arasında yer alır. Onun bir Türk şairi olarak sınıfandırılması çağdaşları arasında Mangan’ın Osmanlı coğrafyasına olan yakınlığının bilindiğine işaret eder.

Osmanlı toprakları Batı için bir egzotik öteki özelliğini taşımakta ve dolayısıyla egzotik kültürler hakkında yazmak isteyen şairler için de çekici bir coğrafya özelliğini korumaktadır. Osmanlı, Avrupa’nın kendisiyle dünyanın geri kalanı arasında kurduğu hiyerarşiyi tanımayan bir kültür, hem dinsel hem de tarihsel olarak Batı’nın tanımlamakta zorlandığı bir coğrafyadır. İslam ve Osmanlı kültürüne dair Batı’daki bilgiler daha çok Haçlı seferleri sırasında kaleme alınan ve aktarılanlara dayanmakta ve bu bilgiler dışında Osmanlı toprakları Batı’nın kendine mâl edemediği ve çözemediği, bilinmezliklerle dolu bir alan olup Batılı epistemolojik sınıfandırmaların tanımlayamadığı bir varlık ve bilinç alanıydı. Üstelik Osmanlı İmparatorluğu, Batı’nın sömürgelerinde karşılaştığı edilgenlikten ziyade Batı’ya kültürel bir karşı çıkış sunabilen gelişmiş bir medeniyetti.

Mangan, Doğu’yu sadece kendi yanıltıcı hayal gücünün renkleriyle parıltılı hale getirip yansıtan Romantik Oryantalistlerden de farklıdır. Şiirlerinde Leyla, Emine ve Gülnare gibi Doğu’ya ait büyüleyici, egzotik ve çekici kadınların olduğu kurgusal evrenler yaratmaktan kendini alamasa da diğer Romantik dönem şairlerinin yaptığı gibi, Doğu’yu tiranlarla dolu, kendini her şeyi yapmaya yetkin gören insanların diyarı olarak kurgulamaz.

Mangan’ın olaylara Britanya’nın emperyalist ideolojisi tarafından asimile edilmiş bir İrlandalı gibi değil de bu ideolojiyi bilinçli olarak eleştiren ve hatta reddeden bir İrlandalı olarak bakması büyük bir önem arz etmektedir.

1800 yılı Britanya’nın sadece yönetimsel olarak değil, dilsel emperyalizmiyle de İrlanda’da kendini kurduğu bir dönemin başlangıcına işaret eder. Bu dönemde İrlanda’nın kendine ait (İrlandaca) dili unutturulur, “Eski İrlandaca dünyası sadece İngilizce üzerinden” temsil edilir. Dolayısıyla Britanya’dan gelen yetkililerin sistemli bir şekilde İrlandacayı unutturmaya çalışmaları bir travmaya neden olmuş ve toplumsal belleğe hiç silinmemek üzere kazınmıştır.

1922 yılında İrlanda Özgür Cumhuriyeti kurulduğunda bile, pratikte İngilizce İrlanda’nın diliydi çünkü İrlandaca sadece köylerde yaşlı İrlandalıların hatırlayabildiği ya da Atlantik kıyısındaki bazı bölgelerde konuşulan bir dil durumundaydı. İrlandalılar İrlandacayı, çok sonraları, okulların öğretim programlarına yerleştirilen dil dersleriyle öğrendiler ki bu da İrlandalıların ana dilini sonradan öğrenen bir ulus olması gibi benzeri bulunmayacak bir gerçekliği deneyimlediğini göstermesi açısından önemlidir. İrlandalıların yaşadığı bu derin travma pek çok edebiyat eserine konu olmuştur. 20. yüzyıl İrlanda tiyatrosunun önde gelen isimlerinden olan oyun yazarı Brian Friel’in Translations başlıklı oyunu bu eserlerdendir.

Mangan’ın yaşadığı dönem, (1803-1849), İrlanda tarihinin önemli dönüm noktaları ile kesişmektedir. İrlanda toplumunun kaderi ile şairin hayatı adeta birbiriyle özdeşleşmiş, tarihinin en acılı ve karmaşalı dönemi Mangan’ın şiirlerine hem doğrudan hem de dolaylı olarak yansımıştır. O dönemde İrlanda dili ölü bir dil haline gelmiştir ve ne toplumsal ne de ticarette, eğitimde kullanılmaktadır.

Mangan, Türk şiir geleneğine göre çevirip yazdığı, Yüz Yapraklı Gül’de sözü edilen yeşillerle çevrilmiş güzel kadın, İrlanda’dır. Osmanlı edebiyatından aldığı malzemeyi, yine kendi amacı doğrultusunda kullanmıştır.

Mangan’ın şiirleri iki farklı varlık ve bilinç alanı arasında bir diyalog zemini kurar. Dış dünyayı Akıl ile anlayabilen Batılı, Akıl çerçevesine sığmayan Doğu’nun karşılaşmasıdır bu. Batı’nın Akıl merkezli bakış açısında, ötekileştirilen, şeytansılaştırılan, sınırları belli olmayan kaygan bir benlik algılamasını barındıran Doğu egzotik bir alan olarak yansıtılmıştır. Yani, Mangan’ın üstesinden gelmeye çalıştığı sorunsal Osmanlı coğrafyasına ait değildir.

Mangan, özellikle Osmanlı topraklarını ele aldığı şiirlerinde, hiç gitmediği bu coğrafyayı hayranlıkla betimlerken aynı zamanda ideolojik mesajlar vermektedir. Kendinden önce pek çok yazarın ve şairin yaptığı gibi aslında onun hesaplaşmaya çalıştığı, temsil etmeye çalıştığı şey Doğu değil, yaşadığı açmazlar ve İrlanda’ya ait kimlik belirteçleridir.

Mangan önemli sayıda Osmanlı şiirini Almancadan İngilizceye çevirmiş ya da azımsanamayacak sayıda şiirini Osmanlı edebiyatından esinlenerek yazmıştır.

Mangan, İrlanda’da Büyük Kıtlığın sürdüğü 1849 yılında Dublin’de kolera ve açlık nedeniyle hayatını kaybetti.

Mangan adetâ kendini bir Türk’ün yerine koyarak bu şiiri kaleme almıştır.
Lâ ilâhe, illallah!
Kuşlar gibi neşeli uçtuk
Biz: Emrâh, Osman, Perizâd;
Güldük, şakalaştık ve seyrettik.
Şarap, güller, neş’e, türkü söyledik.
Bütün şöhretlerden vazgeçtik.
Altın ve mücevhere değer vermedik hiç.
Lâ ilâhe, illallah!
Boğaziçi, Boğaziçi
Bize engel olmadı
Her gün neş’e içinde
Yeşil Boğaziçi’ni
Bir yelkenliyle geçtik

Araştırmacılar Mangan’ın Türkiye ve Türkçe’ye neden ilgi duyduğu konusunun sır olduğunu belirtiyor.

  • Hayran
  • Mutlu
  • Üzgün
  • Kızgın
  • Sıkıcı
  • Korkunç
Hangi Marka Hangi Ülkenin | Amerikan Malları Listesi