Organik Tarımda Yükselen Trend Solucan Gübresi

Organik Tarımda Yükselen Trend Solucan Gübresi

Çiftçiler toprağa uyguladıkları kimyasal zehirlerlerden vazgeçmeye başladı. Tüketicilerin organik ürünlere yönlenmeye başlamasıyla kimyasal zehirle yetiştirilen ürünlere olan talepler giderek azalma gösteriyor. Tüm kimyasal zehir içeren toprakta üretilen ürünler kansere neden oluyor. Bunun önüne geçmek için organik tarım da kimyasal zehirlere göre daha ucuz olan solucan gübresi kullanılıyor.

Bazı araştırma sonuçlarına göre; solucan gübresi, mükemmel bir havalandırma, drenaj ve su tutma kapasitesi sağlamakta. Solucan gübresi kendi ağırlığının 9 katı suyu tutabilme özelliğine sahip. Solucanlar bulundukları ortamı kazarak, solucan gübresi oluşturdukları için doğal bir toprak işleme özelliği taşırlar.

Ohio Üniversitesinde yapılan birçok sera denemesinde, solucan gübrelerinin sera ürünlerinin büyümesine, bitki tohumlarının büyümesine ve daha fazla ürün elde edilmesine katkı sağladığı görüldü. Bazı süs bitkilerinin, ticari yetiştiricilikle kıyaslandığında, solucan gübresi içerisinde daha çabuk tohumlanıp, çiçeklendiği belirlendi.

Maheswarappa tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre, solucan gübresi uygulaması ile topraktaki organik C miktarı artmış, birim hacim ağırlığı düşmüş, bunun yanında pH düzenlenmiş, porozite ve su tutma kapasitesine pozitif etki yapmıştır. Araştırmaclar, solucan gübresinin aynı zamanda mikrobiyal populasyon ve toprak dehidrogenaz enzim aktivitesinde artış sağladığını belirtmiştir.

Toprak solucanlarının işlediği hayvansal atıklar ile ticari kompostlar karşılaştırıldığında, hayvansal atık bazlı solucan gübrelerinin daha fazla mineral madde içerdiği belirlenmiştir.

Solucanlar, toprak ve suda yaşayan, aynı zamanda patojende olabilen mikroorganizmalarla birlikte yaşarlar. Buna rağmen bu patojenlerden çok fazla etkilenmemektedirler. Beslenme veya çeşitli nedenlerle vücutlarında oluşan yaralardan içeri giren bu organizmalar, solucanlar için hayati tehdit oluşturabilmektedir. Parazitler ve larvalar potansiyel patojenler olarak kabul edilmektedir. Sözü geçen tehditlere karşı solucanlar, sahip oldukları antimikrobiyal maddeler ve savunma sistemleri ile karşı koyabilmektedirler.

Solucanların savunma mekanizmaları iki kısımda ele alınır. Bunlardan ilki sahip oldukları antimikrobiyal bariyerlerdir. Solucanların derileri, sindirim kanalları ve yüzey mukusları antimikrobiyal bariyerin temelini oluşturmaktadır. Bunlar sayesinde patojen organizmaların büyük çoğunluğu dışarıda bırakılır. İkincisi ise doğal, hücresel ve humoral immün yanıttır. Solucanlar sahip oldukları antimikrobiyal maddeler ve savunma sistemleri ile mikroorganizmaların enfektif etkilerinden korunabilmektedirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir