Kongo Soykırımı Hakkında Bilgi

Kongo Soykırımı Hakkında Bilgi

Kongo Soykırımı Hakkında Bilgi

Belçika’da 1897 yılında, Belçika kralı II. Leopold döneminde insanlık adına utanç verici olaylar yaşanmıştır. Kralın hükümranlığındaki dönemde açlık, hastalık ve katliamlardan ötürü yaklaşık 30 milyon Kongo nüfusu 9 milyonun altına düşürülmüştü.

Brüksel’in doğusunda bir insanat bahçesi kurulmasını emreden sömürgeci Belçika kralı II. Leopold yüzlerce Kongo vatandaşını ülkelerinden zorla aldırıp buraya hapsetti. Belçika hayvanat bahçesinin benzerini İnsanat bahçesi olarak yapan Kongo’da soykırım yapan karanlık bir geçmişe sahip ülke.

Birleşmiş Milletler (BM) Afrika Kökenli İnsanlar Uzmanları Grubu, 8 günlük çalışmanın ardından Belçika, tarihindeki karanlık geçmişiyle yüzleşmek zorunda açıklamasını yaparak Belçika’nın 1885-1960 yılları arasında işlediği suçlar için hiçbir zaman kapsamlı bir özür dilemediğini belirtti.

BM grubuna göre Afrika kökenlilere yönelik ayrımcılık, Belçika’da günümüze dek süregelen bir durum. Ülkenin geçmişindeki karanlık noktalar ve işlediği suçlardan dolayı sadece özür de yetmez Belçika, sömürgecilik konusunu toplumda tartışmaya açmalı ve geçmişiyle yüzleşmeli diyerek Tervuren’deki Afrika Müzesi’ni de eleştirdi. Müzenin sömürgecilik döneminden izler taşıdığını belirtti.

Afrika kıtasının zenginliklerinden faydalanmak isteyen Belçika kralı II. Leopold, Afrika’yı medenileştirmek bahanesiyle 1876 yılında Uluslararası Afrika Birliğini kurdurdu. Kurulan birlik Afrika kıtasının keşfinin planlanması ve finanse edilmesi için kullanılmıştır.

II. Leopold’un Kongo’nun zenginliklerinden faydalanma arzusu, Afrika’da araştırmalar yapan ve bunun için başta İngiltere olmak üzere çeşitli devletlerden destek alan gazeteci Henry Stanley’in ülke ile ilgili yaptığı çalışmalar ile birleşince, Stanley 1879 yılında görevli olarak Kongo’ya gönderilmiştir. Stanley, Kongo’da ticareti geliştirmek için yoğun çalışmalar gerçekleştirmiş, bunun için su kanalları kurulmuş, ticari ağlar oluşturulmuş ve okuma yazma bilmeyen yerel şefler Leopold ile anlaşmalar imzalamaya ikna edilmiştir. İmzalanan antlaşmalar Leopold’un isteklerine göre uyarlanarak uygulamaya geçirilmiştir. Belçika, Stanley’in çalışmaları sayesinde Kongo üzerindeki söz hakkını oldukça geliştirmiş, II. Leopold Kongo’daki toprakların tapularını kısım kısım ele geçirmiştir. 1884-1885 yılları arasında düzenlenen Berlin Konferansı’nda (Berlin Senedi) Belçika’nın uyguladığı politikalar olumlu sonuç vermiştir. Belçika’nın Kongo üzerindeki hâkimiyeti tanınmış ve bağımsız Kongo Devleti kurulmuştur. Kral Leopold, sahip olduğu tapular sayesinde Kongo’yu kendi özel mülkü haline getirmiştir.

Leopold, Kongo’daki fildişi ve kauçuk gibi zenginlikleri sömürebilmek için çeşitli koloni düzenleri kurmuştur.

Kauçuk ağaçlarına sahip en geniş ülke olan Kongo, Belçika tarafından önemli bir gelir kaynağı olarak kullanılmıştır. Üretimde yerel halk acımasızca çalıştırılmıştır. İsyan edenlerin elleri ve ayakları çapraz kesilerek itaat etmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Fildişi ve kauçuk ya da diğer zenginliklerden birinin kotalarını bir kez bile karşılamayan erkekler, ellerinin ya da ayaklarının kesilmesi ile cezalandırılmıştır. Kotayı dolduramayan kişi yakalanamazsa ya da çalışmak için iki elini kullanması gerekliyse, askerler bu kişilerin eşlerinin veya çocuklarının ellerini kesmiştir.

Belçika ekonomisine doğrudan katkı sağlayan Kongo’daki diğer ekonomik faaliyetler, yol inşaatları ve buharlı gemi kazanları için kesilen ağaçlardır. Bu işlerde zorla çalıştırılan kadınların çoğu açlıktan, erkekler ağır şartlarda çalıştırılmaktan hayatlarını kaybetmiştir. Bu koşullarından kurtulmak isteyip ormanlara kaçanlar ise barınak ve yiyecek eksikliğinden dolayı hayatlarını kaybetti. Sömürü düzenine karşı çıkmaya çalışan yerel halkı bastırmak için ateşli silahlar kullanılmıştır. Katledilen insanların sayısı oldukça fazla olması Belçika ekonomisine yük getirdiği için mermilerin boşa kullanılmadığını kanıtlamak için, Kongolu askerler kullandıkları her mermi için öldürdüğü kişiye ait eli keserek Belçikalı bir subaya teslim etmiştir. Birine ateş edilip ıskalanması ya da merminin gereksiz yere kullanılması durumunda yaşayan bir mağdurun eli kesilerek subaya gösterilmiştir.

Sömürü dönemi boyunca uygulanan acımasız yöntemler nedeniyle birçok mağdur organlarını kaybetmiş, daha sonrasından da yaşamlarını sürdürebilmek için gereken temel tarım faaliyetlerini gerçekleştiremez hale gelmiştir. Bu durum da yetersiz beslenme, hastalıklar ve ölümlere neden olmuştur. Bir yandan ölüm oranları artarken, diğer yandan erkeklerin ve kadınların ayrı bölgelerde çalışmaya zorlanması, karşılaştıkları acılar nedeniyle yaşadıkları travmalar sebebiyle doğum oranları hızla düşmüştür.

Uzun yıllar Belçika’nın sömürgesi altında kalan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 1960 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Afrikalılar, sömürgeci ülkelerin soykırım ve hak ihlallerinin hesabını vermesi gerektiğini uluslararası kamuoyunda dile getirmeye seslerini duyurmaya çalışmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir