Dünyaya Aşı Satan Çin Kendi Vatandaşını Aşılamıyor! Aşı Yaptırmak İstemeyenlere Aşı Karşıtı Yaftası Yapıştırılıyor

Dünyaya Aşı Satan Çin Kendi Vatandaşını Aşılamıyor! Aşı Yaptırmak İstemeyenlere Aşı Karşıtı Yaftası Yapıştırılıyor

Dünyaya Aşı Satan Çin Kendi Vatandaşını Aşılamıyor! Aşı Yaptırmak İstemeyenlere Aşı Karşıtı Yaftası Yapıştırılıyor

Aşılarla ilgili hiçbir eleştiriyi kabul etmeyen ve klinik çalışmaları tamamlanmamış aşıları eleştirenleri aşı karşıtı olarak damgalayan aşı bağımlılarına tepki büyüyor. Uzmanlar virüs mutasyona uğradığında aşıların işe yaramadığını belirtiyor. Yerli aşı olmadığı için her mutasyonda yeni ithal aşılar Türkiye ekonomisine büyük zarar verecek.

Aşı karşıtı diye damgalanan insanlar, aşıların yan etkilerinin test edilmeden adeta kobay gibi kullanılmalarına karşı olduklarını ve olası bir yan etki veya rahatsızlık durumunda neler olabileceğinin açıklanmasını istiyor.
 
Bununla birlikte Çin’den gelen aşılar da dahil olmak üzere aşı satan diğer yabancı ülkeler, aşılardan doğabilecek herhangi bir zarardan hiçbir şekilde sorumlu tutulmayacaklarını ve tazminat ödemeyeceklerini belirtiyor. Aşı satan yabancı şirketler, Avrupa Birliği’nden ileride doğabilecek tazminatlar ve hukuki sorumluluklardan muafiyet istiyor.
 
Salgının merkezi olan ve nüfusu 1,5 milyara yaklaşan Çin’de, faz 3 çalışmaları tamamlanmamış aşıları, yasa gereği kendi vatandaşlarına uygulamamaktadır. Çin kendi vatandaşlarına uygulamadığı aşıyı tüm dünyaya satabiliyor. Çin bu konuda bilimsel veriler içermeyen açıklamalar ile halkın zihnini bulandırıyor.

 
Salgının yayıldığı Çin, kendi ülkesinde aşı zorunluluğu şartı koşmazken, Çin’den aşı alan ülkeler bireysel aşı zorunluluğu getiremeyecek olsalar bile, aşı olmayanların hayatlarından bir takım özgürlükleri ellerinden almayı planladıklarını açıkladılar. Bunlar belli yerlere girememe, etkinliklere katılamama, toplu taşıma araçlarına binememe gibi kısıtlamaları içeriyor. Tüm bunlarla birlikte birçok ülke yurt dışından gelen turistler için zorunlu aşı yaptırmayanı ülkeye almamayı planlıyor.

Amerika’da bir hemşire 18 Aralık’ta Pfizer Kovid-19 aşısı yaptırdıktan bir hafta sonra bu hastalığa yakalandığını açıkladı.
 
Dr. Murat Kınıkoğlu’nun aşı hakkındaki yorumları:

Yan etkileri henüz bilinmeyen aşılar hakkında bilimsellikten çıkararak körü körüne bu aşıları savunan doktor veya başka kişilerin aşı şirketleriyle bir bağlantısının olup olmadığının araştırılması isteniyor.
 
Brezilya, Çin’den alacağı aşıları yan etkilerinden ötürü almaktan vazgeçtiklerini açıklamıştı.
 
Aşı, biyolojik bir silah olarak kullanılmayıp usulüne uygun üretildiği ve uygulandığı zaman faydalı olduğunu açıklayan uzmanlar, aşının içeriğindeki maddelerin şeffaf bir şekilde herkese açıklanması gerektiğini belirtiyor.
 
Aşı olmak istemeyen, aşı karşıtı olarak damgalanan sağlıklı bireylerin büyük bir çoğunluğu aşının içerisinde hangi maddelerin yer aldığını ve yabancı ilaç endüstrisinin İslâmi hassasiyetlere duyarlı olup olmadıklarını öğrenmek ve Müslüman bilim insanı ile Müslüman üreticilerin ortaklaşa çalışmalar yapmasını istiyor.
 
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ise şunları ifade ediyor; “Aşılar toplum sağlığının korunmasında çok önemlidir ve bunlardan bazılarının silahlar kadar stratejik önemi vardır. Aşı üreticileri her ürettikleri yeni aşı, hiçbir itiraz olmadan kabul edilsin istiyorlar. Oysa her aşı, ticari bir üründür bu unutulmadan ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Her çıkan yeni aşının yapılması şarttır diye bir şey yok. Aşılar birkaç milyar insana uygulanacağı için binde bir hatta on binde bir görülen ciddi bir risk bile yüzbinlerce insanın buna maruz kalması manasına gelir. Aşıları üreten şirketler, aşılarını açıklanmayan anlaşmalarla istedikleri ülkeye istedikleri fiyattan satarken bunların risklerinin mesuliyetinden kaçamazlar.”

 
Prof. Dr Sucharid Bhakdi mikrobiyoloji ve enfeksiyon epidemiyoloji uzmanı şunları belirtiyor:

Canan Karatay aylar önce bu tür virüslerin sık sık mutasyona uğradıklarını bu nedenle sürekli grip aşılarının yenilendiğini ve bu tür salgınlardan korunmak için KELLE-PAÇA çorbası yiyip, KEMİK SUYU içilmesini, BİKARBONATLI VE TUZLU su ile gargara yapılmasını önermektedir.

Daha önce domuz gribiyle ilgili Finlandiya’lı eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde aşıların biyolojik silah olarak kullanıldığını belirtmiş, bir televizyonda şu açıklamaları yapmıştı:
 
“ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir. DSÖ’ye domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını ve böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yaptırmak istediklerini ve hiç kimse aşının 1 yıl, 5 yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Yoksa ölümcül herhangi bir hastalık mı? Amerika yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan ötürü ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu. Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter.”

 
Genel cerrahi, obezite ve metabolik cerrahi uzmanı Op. Dr. Nail Ersöz ise şunları ifade ediyor:
“Ben Çin aşısında faz 3 çalışmasının tam yapılmadığını, dolayısıyla onun da orta ve uzun vadede neler yapabileceğinin bilinmediğini söylüyorum. Hiçbir Corona aşısını ne kendime ne de yakınlarıma yaptırmayacağım. ”

Doç. Dr. Oytun Erbaş’ın Dünya Sağlık Örgütü hakkındaki yorumları:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir